Muş’tan Nefes Alan, Muş’a Nefes Vermeli
Bir yerde okumuştum: “Muş’tan nefes alan, Muş’a nefes vermeli.”Bu sözü yıllar önce bir vakfın duvarında görmüştüm. Güzel bir cümleydi. İnsan okurken etkileniyor ama dönüp baktığımızda bu sözün hayatta çok fazla karşılığını gördüğümüzü söylemek zor. Elbette istisnalar var.
Bugün o istisnalardan birinden söz etmek istiyorum.
Yaklaşık 30 yıl önce Muş’tan ayrılan ama memleketiyle bağını koparmayan bir isimden… Muşlu yapımcı Fırat Erez’den.
Bazen bir şehre hizmet etmek sadece yatırım yapmakla, bina dikmekle ya da büyük açıklamalar yapmakla olmuyor. Bazen bir kamerayı memleketine çevirmek de bir hizmettir. Bazen yıllar sonra dönüp doğduğun toprağın hikâyesini anlatmak da o şehre nefes olmaktır.
Fırat Erez’in “Babamın Damadı” filmini Muş’ta çekiyor olması bu yüzden sıradan bir tercih değil. Bu karar, sadece bir sinema projesinin adres seçimi olarak okunmamalı.
Çünkü sinema; bir şehrin sesini, rengini, hafızasını ve ruhunu taşıyan güçlü bir araçtır.
Bu filmle birlikte Muş’un doğal güzellikleri, tarihi mekânları ve kendine özgü yaşam kültürü geniş kitlelerle buluşacak. Belki daha önce Muş’u hiç görmeyen insanlar bu film sayesinde ilk kez bu şehrin adını duyacak, sokaklarını görecek, atmosferini hissedecek.
Daha kıymetlisi ise filmin bazı yan karakterlerinde Muşlu gençlere yer verilmesi. Çünkü bir şehre nefes vermek insanına da alan açmaktır. Belki o gençlerden biri bu filmle kendi yolunu bulacak. Belki yıllar sonra başka bir sette, başka bir hikâyenin başında olacak.
Muş uzun yıllardır dışarıya insan veren ama çoğu zaman geri dönüş hikâyeleri az olan şehirlerden biri. Bu nedenle memleketine dönüp burada üretmeyi tercih eden her isim ayrıca değerlidir.
Fırat Erez’in yaptığı iş tam da bu noktada anlam kazanıyor.
Belki yıllar önce okuduğu o sözü gerçekten hatırladı, belki de zaten hep içinde taşıyordu.
Ama bugün görünen şu: Bir zamanlar Muş’tan nefes alan biri, şimdi memleketine yeniden nefes olmaya çalışıyor.
Ve bazı nefesler, uzun yıllar unutulmuyor.
Diğer Yazarlar
